07 Mayıs 2012
Silah
Silahların hepsi öldürmek, kan akıtmak zorunda değildirler ama biz zannederiz ki eğer kanımızı akıtmıyorsa, bizi öldürmüyorsa hiç bir şey silah olamaz. Öyle değil. Belki de en etkili silahımız zaman. Fakat çoğumuz namlusunu kendimize doğrultup tetiğe basmak için elimizden geleni yaparız.
Silahların en güçlüsüdür, en kontrolü zor olanıdır zaman. Kanımız akmaz belki ama namlu bize dönükken her tetiğe bastığımızda geleceğimizin kanını akıtırız. Her geç kalmışlık geleceğimizde bir pişmanlık olarak saf tutar. Sonra bir bakarız ki pişmanlıklar mescidimizin cemaati öylesine kalabalık olmuş ki dışarda saf tutan pişmanlıklarımız var. Pişmanlıklarımız ibadet edercesine sırayla görevlerini yaparlar. Üstelik bunu öylesine özenilmiş bir sırayla yaparlar ki toplumdaki hiyerarşi, sınıf vesaire gibi olgular pişmanlıklarımıza gıptayla bakar. Çünkü önce en yaşlı pişmanlığımız çıkar gelir. En küçük yaşlarımızda yaşadıklarımızdan arta kalan pişmanlığımız. O gelir, belki canımızı çok yakmaz, belki hiç bir zaman çok güçlü bir darbe vuramaz ama yaşlarının aksine pişmanlıklarımız gençleştikçe güçlenir. Belki iki haftalık, belki iki günlük, belki iki saatlik bir pişmanlığımız bizi intiharın eşiğine getirebilir.
Zamanın tek getirdiği pişmanlık değildir. Zaman bize başka şeylerle de gelebilir. Hayatımızda hiç pişman olmamış bile olabiliriz ama zaman bir gün bize elinde kocaman bir valizle gelir. Geçer karşımızdaki koltuğa oturur. Valizi hemen yanına koyar. Bu gezegende görülebilecek en çirkin gözler olan nefret dolu, acı dolu, ölüm dolu gözlerini gözlerimizin içine diker, bir sigara yakar ve çantayı açar. Zamanın bize getirdiği çantanın içinden çıkmasını beklediğimiz geçmişimiz kesinlikle ve kesinlikle bilgelik, tecrübe, mutluluktur. Fakat çanta açıldığında gördüğümüz koca bir hiç olur. Kadıköylü bir şairin dediği gibi: "Aslında kazanmak nedir ki? En büyük zaferi kazandığında bir Antonyus olduğunu düşün. Paris'e geldiğini ve o takın altında olduğunu ve bütün insanların senin altında olduğunu düşün. Ve gücün en üstünde olduğunu. Yalnız kaldığın o anda 'Ne oldu be? Şimdi ne olacak?' diyorsan kaybedensin sen, kaybetmişsin. Yani o anda en büyük zaferin içinde kaybetmişsin."
Beni öldürmeyen şey beni daha beter yapar. Zaman öylece karşımıza çıkıp bizi öldürmez belki ama en ciddi şekilde hayatımıza kasteder ve eninde sonunda zaten hepimizin canını o alır.
Emin EREN 09.04.2012 - 02:00